-
27 Nisan’a giden süreçte ve sonrasında neler oldu?
-
28 Aralık 2006:
Eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu AK Parti’nin sandalye sayısının cumhurbaşkanını seçmeye yeterli olmayacağını belirtti ve “TBMM’deki oylamaya 367 milletvekili katılmazsa seçim iptal olur” dedi.
-
2 Nisan 2077:
ADD, Bayrak Mitingi düzenlendi. Hurşit Tolon, “Unutmasınlar, tehlikenin farkındayız” dedi.
-
3 Nisan 2007:
İnönü Üniversitesi’nde ADD’nin Ankara Mitingi’ne katılım için sınavlar ertelendi.
-
3 Nisan 2007:
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, “Seçim sürecinde kanunsuzluklara izin vermeyiz” diyerek ilk tepkiyi gösterdi.
-
3 Nisan 2007:
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Yargıtay başkanlık seçimini erkene alarak, Hasan Gerçeker’i yeni başkan olarak atadı.
-
4 Nisan 2007:
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, sivil toplum kuruluşları ile görüştü ve seçimlerin gerginlikten uzak olması gerektiğini belirtti.
-
6 Nisan 2007:
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, 367 milletvekili iddiasına sahip çıktı.
-
10 Nisan 2007:
Sezer, MGK toplantısında gündem dışı olarak, “irticai akımlar” üzerine çıkış yaptı.
-
10 Nisan 2007:
Mehmet Ağar ve Erkan Mumcu liderliğindeki DYP ile ANAP ittifak yaptı.
-
11 Nisan 2007:
Baykal, Erdoğan’ın aday olmayacağını açıklamasını istedi.
-
12 Nisan 2007:
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, “Cumhurbaşkanı Cumhuriyet’e sözde değil, özde bağlı olmalıdır. Cumhurbaşkanı TSK’nın başkanıdır” dedi. Ayrıca Nokta Dergisi’nde çıkan “Darbe Günlükleri” haberlerini yayınladı.
-
12 Nisan 2007:
Erdoğan, Baykal’ın seçime ilişkin düşüncelerini açıkladığı için kendisiyle görüşmeyeceğini ifade etti.
-
13 Nisan 2007:
Darbe planlarını ve andıçları yayımlayan Nokta Dergisi’ne baskın yapıldı. Dergi baskılar yüzünden birkaç gün sonra kapandı.
-
14 Nisan 2007:
ADD, Ankara Tandoğan Meydanı’nda Cumhuriyet Mitingi düzenledi. Baykal’ın da katıldığı mitingde, “Çankaya laiktir, laik kalacak” sloganları atıldı.
-
14 Nisan 2007:
Sezer, Harp Akademileri’ndeki konuşmasında, “Rejim hiçbir dönem bu kadar tehdit altında olmadı. Dış güçler ılımlı İslam devleti kurmak istiyor” dedi.
-
15 Nisan 2007:
Erdoğan, partililere 367’yi kafalarına takmamalarını söyledi.
-
15 Nisan 2007:
Aylar sonra toplanan HSYK 23 Yargıtay ve 9 Danıştay üyesinin seçimini yaptı.
-
16 Nisan 2007:
ADD Başkanı Şener Eruygur, “Muhatabı algılarsa yeni mitinglere gerek kalmaz” açıklamasını yaptı.
-
17 Nisan 2007:
Ağar ve Mumcu seçimlere kadar ortak hareket edeceklerini açıkladı.
-
18 Nisan 2007:
Erdoğan muhalefet turlarına başladı ve Cumhuriyet Mitingi’ne katılanları “bindirilmiş kıta” olarak tanımladı.
-
19 Nisan 2007:
Malatya’daki Zirve Yayınevi’nde 3 kişinin boğazı kesildi.
-
19 Nisan 2007:
AK Parti yönetimi, cumhurbaşkanı adayını seçmeyi Erdoğan’a bıraktıklarını açıkladı.
-
20 Nisan 2007:
Büyükanıt, “Türk toplumu mesajımı aldı. Algılamayanın algılama sorunu vardır” dedi.
-
21 Nisan 2007:
TBMM Başkanı Bülent Arınç adaylıkla ilgili kararı Erdoğan’ın vereceğini yineledi.
-
22 Nisan 2007:
AK Parti’li Ersönmez Yarbay ilk cumhurbaşkanı adayı oldu.
-
23 Nisan 2007:
Mehmet Ağar, Süleyman Demirel ile Güniz Sokak’taki evinde buluştu.
-
23 Nisan 2007
Baykal, 23 Nisan resepsiyonuna katılmadı.
-
23 Nisan 2007:
Erdoğan cumhurbaşkanı adaylarının Abdullah Gül olduğunu açıkladı.
-
23 Nisan 2007:
Dışişleri Bakanı Gül, TBMM başvurusunun ardından seçilirse mutlu olacağını anlatıp, “Başörtüsü, eşimin bireysel hakkıdır” dedi.
-
27 Nisan 2007:
Başbakan Erdoğan 367 tartışmasına karşı çıkarak, “Baykal vekillerinin iradesini ipotek altına aldı” açıklamasını yaptı.
-
27 Nisan 2007:
TBMM’de cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk gününde CHP’li Anadol 367 yeter sayısı için yoklama istedi, Arınç yeter sayıyı gördüğü için yoklama yapmadı.
-
27 Nisan 2007:
Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Haşim Kılıç 367 yorumları için, “Umarım karşımıza gelmez ve Meclis çözer” dedi.
-
27 Nisan 2007:
DYP ve ANAP Meclis’i boykot ederken, Ağar, “Genel Kurul’a girmiyoruz” dedi.
-
27 Nisan 2007:
Abdullah Gül, 361 milletvekilinin katıldığı ilk turda 357 oy aldı.
-
27 Nisan 2007:
CHP seçimleri Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı.
-
27 Nisan 2007:
TSK saat 23.17’de e-muhtıra olarak anılacak bildirisini internet sitesinden yayınladı.
-
27 Nisan 2007:
Erdoğan, Büyükanıt’ı gece yarısı aradı, ancak görüşme sağlanamadı.
-
28 Nisan 2007:
AK Parti kurmayları buluşarak bir cevap metni hazırladı ve “Bildiri, hükümete karşı tutum olarak algılanmıştır. Genelkurmay, Başbakanlık’a bağlıdır. Güven ve istikrar zedeleyenler, olumsuz sonuçların sorumluluğunu yükleneceklerdir” dendi.
-
28 Nisan 2007:
Baykal, bildiriden hükümeti sorumlu tuttu.
-
28 Nisan 2007:
Erdoğan, Kızılay kongresinde, “Milletimiz, afet bekleyen fırsatçılara fırsat tanımıyor” dedi. Ardından Büyükanıt’ı telefon ile aradı.
-
28 Nisan 2007:
Cumhurbaşkanı Sezer’i arayan Başbakan Erdoğan’ın telefonuna kimse cevap vermedi.
-
28 Nisan 2007:
Kenan Evren, “Asker görevini yerine getirdi” açıklamasını yaptı.
-
28 Nisan 2007:
Emekli Orgeneral Hurşit Tolon, “Nush ile uslanmayana tekdir verilmiştir” dedi.
-
29 Nisan 2007:
Baykal Anayasa Mahkemesi’ne, “367’ye gerek yok derseniz çatışma çıkar” uyarısında bulundu.
-
29 Nisan 2007:
ADD, İstanbul Çağlayan’da Cumhuriyet Mitingi yaptı.
-
30 Nisan 2007:
Başbakan Erdoğan ulusa seslenerek tek sermayelerinin sevgi olduğunu belirtti ve güven ortamının zedelenmemesini istedi.
-
1 Mayıs 2007:
Anayasa Mahkemesi CHP’nin başvurusunu kabul edip, “367 şart” kararı aldı. Bu süreçte baskı gördüğünü ileri süren Anayasa Başkanı Tülay Tuğcu emekliye ayrıldı.
-
1 Mayıs 2007:
Sezer, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı görevine 146 oy alan Ersan Ülker yerine 95 oy alan Abdurrahman Yalçınkaya’yı atadı.
-
3 Mayıs 2007:
ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, “Türk ordusu cumhurbaşkanlığı seçimlerine karışmamalı” dedi.
-
3 Mayıs 2007:
AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, “Asker, demokratik sürece saygılı olmalı” yorumunu yaptı.
-
4 Mayıs 2007:
AK Parti’nin erken seçim önerisi TBMM’de kabul edildi ve 22 Temmuz’a seçim kararı alındı.
-
4 Mayıs 2007:
Cumhurbaşkanı Sezer Köşk’ten ayrılmayacağını açıkladı.
-
4 Mayıs 2007
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Meclis’te bulunan DYP’li Ümmet Kandoğan partisinden ihraç edildi.
-
6 Mayıs 2007:
Anayasa değişikliği ve erken seçim tarihinden rahatsız olan CHP, Anayasa değişikliğini içeren 7 maddeyi engellemek için 10 bin imza topladı.
-
6 Mayıs 2007:
DYP ve ANAP, Demokrat Parti çatısı altında birleşti.
-
7 Mayıs 2007:
Yenilenen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yeterli sayıya ulaşılamayınca Gül adaylıktan istifa etti.
-
11 Mayıs 2007:
Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini öneren anayasa değişikliği Meclis’ten geçti.
-
12 Mayıs 2007:
Baykal, Sezer’den cumhurbaşkanını halkın seçmesini öneren değişikliği veto etmesini istedi.
-
13 Mayıs 2007:
BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu Baykal’a, “Meclis’e seçtirmiyor, halka güvenmiyorsun, nesin sen” çıkışını yaptı.
-
18 Mayıs 2007:
“Solda Birlik” adında CHP ve DSP seçimlere birlikte katılacaklarını açıkladı.
-
22 Temmuz 2007
AK Parti seçimlerden yüzde 46,7 oy aldı. CHP yüzde 20,8’de kalırken MHP yüzde 14,3 oy aldı. 26 bağımsız vekil Meclis’e girdi.
-
26 Temmuz 2007:
Ağar DYP Genel Başkanlığı’ndan istifa etti ve “O gün salona girmeliydik” dedi.
-
27 Temmuz 2007:
MHP lideri Devlet Bahçeli Köşk oylamasına katılacaklarını açıklayınca Abdullah Gül kendisine teşekkür etti.
-
17 Ağustos 2007:
Sezer, yeni hükümeyi yeni cumhurbaşkanının seçeceğini söyledi.
-
20 Ağustos 2007:
TBMM 11. Cumhurbaşkanı’nı seçmek için toplandı. Abdullah Gül ilk turda 341 oy aldı ama seçilemedi.
-
29 Ağustos 2007
TBMM’deki 3. tur oylamanın ardından Abdullah Gül Cumhurbaşkanı seçildi.
-
29 Ağustos 2007:
Baykal, “Köşk seçimi meşrudur, sonuca saygı duyacağız” dedi.
-
Yaşar Büyükanıt, yıllar sonra, 8 Kasım 2012’de TBMM Darbeleri ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu’nda metni bizzat kendisinin kaleme aldığını açıklarken, bunun bir muhtıra değil, “laiklik hassasiyetini ortaya koyan bir metin” olduğunu söyledi:
-
“Bu gerçekten benim kendi kalemimden çıkmış bir bildiridir. Ben yazdım. Bu bildirinin hazırlanmasında Genelkurmay Başkanı olarak kendi yetkimi kullandım. Bu bildirinin yayınlanacağından o zamanki kuvvet komutanlarına ve Jandarma Genel Komutanına – bugün hâlâ hayattadırlar – bilgi vermedim. Şunun için vermedim: Onları bu işin içine katmak istemedim. O zaman işin şekli, mahiyeti değişebilirdi. Onların da sizler gibi, Türk kamuoyu gibi, bildiri yayınlandıktan sonra haberleri olmuştur.”
-
Siyaseti dalgalandıran “e-muhtıra” tartışmasından yaklaşık 1 hafta sonra, 5 Mayıs 2007’de, yine siyasi tarihe geçen ünlü Dolmabahçe görüşmesi yaşandı. O dönem başbakanlık koltuğunda oturan Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe’deki ofisinde, Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ı kabul etti. Görüşme 135 dakika sürdü.
-
Görüşmenin içeriğine ilişkin taraflar açıklama yapmadı. Erdoğan, “Büyükanıt açıklarsa, ben de açıklarım” derken, Büyükanıt, “Benimle mezara gidecek” açıklamasını yaptı. Büyükanıt yine Darbeleri Araştırma Komisyonu’nda bu konudaki sorular üzerine, görüşmeyi şöyle anlattı:
-
“(…) Tesadüfen ben İstanbul’daydım. Sayın Başbakan da İstanbul’daydı. Telefonla görüştük “Zaman nasıl? Uygunsa gelin, görüşelim” dedi. Başbakana benim diyeceğim şey “Geliyorum” demektir, başka bir cevap verecek hâlim yok. Böyle bir görüşmeydi. Devlet sırrı mı? Ben açık söyleyeyim, “Devlet sırrıdır, değildir” diye bir şey söyleyemem, böyle bir değerlendirme yapamam ama bunun içinde hassas konular görüşülmüştür. Bazı şeyleri Sayın Başbakan ifade etmiştir, ben ifade etmişimdir.”
-
Ancak içeriği açıklanmayan bu görüşmeyle ilgili birçok iddia ortaya atıldı. Eski CHP Mersin Milletvekili Fikri Sağlar, Birgün gazetesindeki 15 Mayıs 2008 tarihli köşesinde, “Dolmabahçe görüşmesinde, Erdoğan’ın, Büyükanıt’ın önüne, eşi Filiz Büyükanıt’ın harcamalarını içeren bir dosya sunduğunu” yazdı. Hatta, Büyükanıt’ın görev süresinin uzatılması talebinde bulunmamasının altında da bu dosyanın yattığını ifade etti. Büyükanıt bu iddiayı yargıya taşıdı ancak mahkeme, yazılanları “ifade özgürlüğü” kapsamında kabul etti ve ceza talebini reddetti.
-
Dönemin Başbakanlık Başdanışmanı Abdülkadir Özkan ise Şubat 2019’da Habertürk’ten Kübra Par’a verdiği röportajda, Dolmabahçe görüşmesinde, Büyükanıt’ın “FETÖ tehlikesine dikkat çektiği” iddiasında bulundu. Ancak bu olaydan sonra “FETÖ operasyonu” değil, Ergenekon operasyonları başladı.
-
Özkan, şunları iddia etti: “O görüşmeden tam bir ay sonra Ümraniye’de bir gecekonduda mühimmatlar bulundu. Sonra Poyrazköy baskını oldu ve Ergenekon süreci başladı.
yaşar büyükanıt erdoğan dolmabahçe görüşmesi
Bence Sayın Büyükanıt o gün bu cemaatin devlet, emniyet, istihbarat ve ordu içinde ulaşmış oldukları tehlikeli noktayı Sayın Erdoğan’a haber verdi ve ikna etti. 2007’de Erdoğan bu örgütün devlet içerisinden tasfiye edilme operasyonunu başlatacaktı. Ama bir ay sonra orduya ait mühimmatların bulunduğu, darbe günlüklerinin ele geçirildiği haberleri üzerinden bir kamuoyu oluşturdular. Ordunun darbe hazırlığı içerisinde olduğunu ve kendilerinin bu darbeyi deşifre ettiğini söylediler. Süreci manipüle ettiler.
-
Böylece Ergenekon sürecine toplumsal bir destek kazandılar. Fakat kuvvet komutanları yavaş yavaş içeri alınmaya başlayınca ve İlker Başbuğ hapse atılınca Sayın Erdoğan bir şeylerin yanlış gittiğini fark etti. Ergenekon süreci ve Taraf Gazetesi aleyhine konuşmalar yapmaya başladı. 2011 sonrasında da dershaneler tartışmasını açarak örgütün tasfiye sürecini başlattı.”
-
Büyükanıt, 29 Kasım 2019’da hayatını kaybetti.