-
TGS’nin SGK’dan edindiği verilere göre Türkiye’de 23.306 gazeteci var.
-
TÜİK verilerine göre 2020 yılında genel işsizlik oranı yüzde 13,2 iken gazetecilik mezunları içinde işsizlik oranı yüzde 27,7. Güvencesiz ve sigortasız çalışanlar da dâhil edildiğinde gazeteciler içindeki işsizlik oranı yüzde 35-40 seviyesine çıkıyor.
-
43 gazeteci gazetecilik faaliyeti nedeniyle cezaevinde. ‘Koronavirüs tedbirleri’ bahane edilerek cezaevindeki gazetecilerin hakları ihlâl ediliyor. Gazeteciler aileleri ile iletişim kuramıyor, sosyalleşemiyor, dışarıdan haber alamıyor, sağlık hizmetlerine erişemiyor, kötü hijyen koşullarında cezaevinde tutuluyor.
-
SON 1 YILDA TÜRKİYE’DE BASIN ALANINDA YAŞANANLAR:57 gazeteci toplamda 144 gün gözaltında kaldı. 6 gazeteci gözaltındayken darp edildi.
-
101 gazeteci hakkında soruşturma açıldı.
-
128 davada 274 gazeteci yargılandı.
-
Gazeteciler toplam 226 yıl 8 ay 25 gün hapis cezasına mahkûm edildi.
-
44 gazeteci fiziksel saldırıya uğradı; 23 gazeteci sözlü olarak tehdit edildi.
-
62 haber sitesine ve 1411 haber içeriğine erişimin engellenmesine, 13 haberin içerikten çıkarılmasına karar verildi.
-
RTÜK marifetiyle toplam 7.488.851,00 TL idari para cezası ve 41 defa yayın durdurma cezası verildi.
-
2019’da 892, 2020’de 322 basın kartı iptal edildi. TGS’nin İletişim Başkanlığı’ndan edindiği verilere göre 15.104 kişide Cumhurbaşkanlığı basın kartı var.
-
BİK gazetelere toplam 212 gün ilân kesme cezası verdi. Cumhuriyet’e 90, Evrensel’e 63, BirGün’e 39; Sözcü ve Korkusuz’a ise toplamda 20 gün ilân kesme cezası verildi.
-
TGS, yedi medya kuruluşunda yetkili sendika olarak sektörün en büyük ve güçlü sendikası olmayı sürdürüyor. Beş medya kuruluşunda çoğunluğu sağlayarak yetkiye başvuran TGS, işverenlerin yetki itirazı ile karşılaştı. Bu itirazlar geri çekilmediği için 1.400 medya çalışanı, sendikal haklarını kullanamıyor.
-
Gazetecilerin elinden alınan yıpranma hakkı, bu sene de çözüme kavuşmadı. TGS, diğer meslek örgütleriyle birlikte yıpranma hakkının geri kazanılması için hukuki mücadelesini sürdürüyor.
-
3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü nedeniyle bir açıklama yapan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu, iktidarı cezaevindeki gazetecileri özgür bırakmaya, gazetecilik faaliyetini engellemekten, gazetecileri hedef gösteren, fiziksel saldırıya yol açan nefret söyleminden vazgeçmeye çağırdı.
-
Türkiye Genelinde 8 gazeteciler federasyonu ve bu federasyonlara üye 86 gazeteciler cemiyeti ve basın meslek kuruluşu adına TGK Genel Başkanı Nuri Kolaylı imzasıyla yapılan açıklamada, şu görüşlere yer verildi:
-
“İfade ve basın özgürlüğü, demokrasinin temelidir. Halkın haber alma hürriyetinin işlerliği için, basın ve ifade özgürlüğü temel gerekliliktir. Darbe dönemlerinden bu yana değişmeyen Türk Ceza Kanunu’nda ve Terörle Mücadele Yasası’nda yer alan basın özgürlüğünü kısıtlayıcı maddeler ise, ülkemizde basın özgürlüğünün önündeki en büyük engeldir.”
-
“Demokratikleşme ve temel hak ve özgürlüklerin gelişmesi bakımından bu güne kadar yapılan düzenleme ve iyileştirmelere rağmen ifade ve basın özgürlüğü konusunda hala mevzuattan ve uygulamadan kaynaklanan sorunlar yaşanmaktadır. “
-
“Ülkemizde, Avrupa Birliği uyum süreciyle başlayan yargı reformu kapsamında, hukuk ve ceza alanındaki temel kanunlarda değişiklikler yapılsa da, ifade ve basın özgürlüğü alanını kapsayan değişiklikler dilediğimiz düzeyde olmamıştır.”
-
“Mevzuattan kaynaklanan sorunlar yapılan düzenlemelerle zaman içerisinde kolaylıkla giderilebilir. Fakat ifade ve basın özgürlüğü sorunu başta yönetim, yargı ve toplum zihniyeti olmak üzere çok boyutlu bir yaklaşım ve değişimle çözümlenebilir.”
-
“Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu olarak çağrımız, Türkiye’de insanımıza herhangi bir baskı ve müdahaleye maruz kalmadan, kendini meşru bir şekilde ifade edebilme hakkının evrensel ölçülerde tanınması ve sorunsuz bir şekilde uygulanması, toplumsal barış, hoşgörü, uzlaşı, ifade ve basın özgürlüğünün sorun olmaktan çıkması için düzenleme yapılmasıdır. Bu konuda her türlü katkıda bulunmaya hazırız.”
-
“Meslektaşlarımızın yazdıkları yazılar ve haberler nedeniyle tutuklanmadığı, cezaevlerine atılmadığı, gerçek anlamda basın özgürlüğünün sağlandığı günlerde nice 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nü bayram havasında kutlamayı diliyoruz. Ayrıca, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan ve “ses ve görüntü kaydı alınmasını yasaklayan” genelgenin, ne yazık ki 1 Mayıs kutlamalarını haber yapan meslektaşlarımıza da uygulandığı görülmüştür.”
-
“‘Özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesi’ ve ‘görevin yerine getirilmesine engel olunması’ gerekçesiyle yayınlanan genelge, gazetecilerin haber alma özgürlüğüne taban tabana zıttır. Halkın bilgi edinme ve basın özgürlüğü adına görev yapan meslektaşlarımızın, bu genelge kapsamında tutulamayacağını ve görev yapmalarının engellenemeyeceğini Türk kamuoyunun bilgisine sunuyoruz. “
-
“Haber alma hakkı, Anayasal bir haktır ve genelgelerle elimizden alınamaz. Basın özgürlüğüne, yasalara, insan hak ve özgürlüklerine aykırı olan söz konusu genelgeyi, basın çalışanları açısından yok hükmünde sayıyoruz.”