-
24 OCAK 1993
Gazeteci Uğur Mumcu, o pazar sabahı eşi Güldal Mumcu’dan birkaç dakika önce evden çıkarak aracına yöneldi. Patlama kimilerine göre aracın kapısını açınca, kimilerine göre ise aracın vitesini boşa aldığında gerçekleşti. Suikastte A-4’ten 8 kat daha kuvvetli bir patlayıcı olan 2-2.5 kilo ağırlığında C-4 tipi patlayıcı kullanmıştı. Patlama sonrası Mumcu’nun bedeni 3-3,5 metre havaya fırlayarak yan taraftaki su deposunun bahçesine düştü.
Patlama sonrası suikasti İslami Kurtuluş Örgütü üstlendi. Sonra sırasıyla İBDA-C, İslami Cihad ve PKK örgütlerinin saldırıyı üstlendiği haberleri geldi.
-
27 OCAK 1993
Mumcu Türkiye’nin dört bir yanında gerçekleştirilen yürüyüş ve törenlerle son yolculuğuna uğurlandı. Yüz binlerce kişi ellerinde çiçeklerle sokağa döküldü. Ankara. İstanbul, İzmir, Bursa ve Adana başta olmak üzere 30’u aşkın il ve ilçede protesto gösterileri ve törenler düzenlendi.
NAMUS SÖZÜ
Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu’yu ziyaretleri sırasında dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü ve İçişleri Bakanı İsmet Sezgin, “cinayeti çözmenin devletin namus borcu” olduğunu söylediler.
-
29 OCAK 1994
Ankara Emniyet Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvarı Daire Başkanı Muhittin Kaya imzasıyla yayınlanan gizli raporda patlayıcının detayları paylaşıldı. Patlayıcı aracın altındaki vites koluna tutturulan misina ile tetiklenmişti. Yapısının esnek olması nedeniyle yerleştirildiği yer aracın altına bakılsa dahi görünemezdi. Patlayıcı birleşiminde yalnızca RDX bulunan patlayıcılardandı. Bu tip C-4 plastik patlayıcılar ABD malıydı. Bu patlayıcı ABD ordusunda ve TSK envanterinde vardı.
Uğur Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu’nun 1994 yılında Adalet Bakanlığına verdiği, DGM Savcısı Ülkü Coşkun’un soruşturmayı savsakladığını öne süren dilekçesi üzerine, Adalet Bakanlığı, olayı soruşturma emri verdi. Yapılan soruşturmanın ardından Adalet Bakanlığı Müfettişlerinin hazırladığı raporda, Ülkü Coşkun’un olayı savsakladığı sonucu ile disiplin cezası tayini gerektiği kararına varıldı. Ancak, Ülkü Coşkun asker olduğu ve özlük hakları Milli Savunma Bakanlığına bağlı olduğu için bu kararın, Milli Savunma Bakanlığı tarafından uygulanması gerekiyordu. Milli Savunma Bakanlığı, bu kararı uygulamayarak, soruşturmaya yer olmadığına ve dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verdi.
-
14 OCAK 1997
Türkiye Büyük Millet Meclisinde Uğur Mumcu Cinayetini Araştırma Komisyonu kurulmasına karar verildi.
4 HAZİRAN 1997
TBMM Uğur Mumcu Cinayetini Araştırma Komisyonu görevini tamamladı. 43 toplantı, 5 inceleme gezisi, 172 adet yazı ile muhtelif kurum ve kişilerden araştırma konusu hakkında bilgi ve belge istendi. Çalışma süresince Komisyona 5 BİN 467 adet belge ve doküman gönderildi. Saptanan sonuçlar ve öneriler şöyle sıralandı:
- Dosya henüz dava açılma aşamasına getirilememiştir.
- İstihbarat birimleri arasında eşgüdüm yeterli değildir.
- Uğur Mumcu korunmamıştır.
- Soruşturmanın gizliliği ihlal edilmiştir.
- Gerektiğinde savcı da ret edilebilmelidir.
- TBMM İçtüzüğü’nü araştırma komisyonları ile ilgili maddelerinde yeni düzenlemeler yapılmalıdır.
- İtirafçılarla ilgili yasal düzenleme yapılmalıdır.
- Adli Tıp Kurumu çağdaş bir yapıya kavuşturulmalıdır.
- Uğur Mumcu’nun ikametgâhında ve çalışma odasında tespit yapılmamıştır.
- Güvenlik güçleri çağın bilgi birikim ve teknolojisinden yararlanmalıdır.
- Uğur Mumcu’ya ait telefonlarda yapılan görüşmelerin detay kayıtları Telekom’dan istenmemiştir.
- İslami Hareket Örgütü elemanları ile ilgili operasyon tutanaklarında tahrifat yapılmıştır.
- Üç yıl sonunda dava açılmamışsa mağdurun avukatları dosyayı inceleyebilmelidir.
- Ülkü Coşkun’la ilgili dosya işlemden kaldırılmıştır.
- Deliller muhafaza edilmelidir.
- Delil toplama ve ifade almada gerekli özen gösterilmemiştir.
-
20 HAZİRAN 1999
TBMM Uğur Mumcu Cinayetini Araştırma Komisyonunun suç duyuruları ve Uğur Mumcu’nun eşi ile kardeşleri tarafından 1999 yılında İçişleri Bakanlığına verilen dilekçenin ardından Bakanlık, Uğur Mumcu cinayetinden sonra kurulmuş olan olay yeri inceleme ekibi yetkililerine soruşturmanın yeniden gözden geçirilmesi talimatını verdi.
Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu, Mumcu ailesinin İçişleri Bakanlığı aleyhine açtığı davayı noktaladı.
Kurul, Bakanlığı, Mumcu‘nun eşi ve çocuklarına 5 milyar lira manevi tazminat ödemeye mahkûm eden Ankara 4. İdare Mahkemesi’nin direnme kararını onadı. Mahkeme ilk önce İçişleri Bakanlığı’nı Mumcu ailesine 5 milyar 55 milyon lira maddi, 5 milyar lira da manevi tazminata mahkûm etmişti.
-
6 MAYIS 2000
Uğur Mumcu’yu 7 yıl önce otomobiline bomba koyarak öldüren 7 kişi İstanbul’da kar maskeli, çelik yelekli, otomatik silahlı Özel Harekat timlerinin düzenlediği operasyonda yakalandı. Yasadışı dinci bir örgüte mensup teröristlerin sorgusu sürerken, İstanbul DGM ‘soruşturmanın selameti’ gerekçesiyle basına yayın yasağı koydu.
9 MAYIS 2000
Cinayetin baş aktörlerinden Yusuf Karakuş, suikast sabahını dakika dakika anlattı: Kendisi sitenin bekçisini oyalarken, İranlıların Mumcu’nun otomobiline bomba yerleştirdiğini anlatan Karakuş, bu işlemin bir dakika sürdüğünü söyledi. Hizbullah’a katılan, daha sonra Tevhid Selam örgütünün fikirlerini benimseyen Karakuş, İstanbul’da gözaltına alındıktan sonra Uğur Mumcu suikastini de en ince ayrıntısına kadar anlattı.11 MAYIS 2000 Suikastte kullanılan bombayı iki İranlı’ya verdiğini itiraf eden ve olay yerinde tatbikat yaptırılan Karakuş’un, Mehmet Şahin ile birlikte Hizbullah üyesi oldukları gerekçesiyle İstanbul DGM’de yargılandıkları ortaya çıktı.
-
11 TEMMUZ 2000
Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcılığı’nın el koyduğu olayın üstünden 7 yıl geçtikten sonra “Umut Davası” açıldı.
Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı Hamza Keleş, Ankara 2 No’u DGM’de düzenlediği basın toplantısında, “Umut Operasyonu” soruşturması sonucunda hazırladığı iddianame hakkında genel bilgiler verdi. İstanbul’da 6 Mayıs 2000’de yakalanan sanıkların, 7 Mayıs 2000’de Ankara’ya getirilip sorgulanmaları sonucu faili meçhul olayların aydınlatılması yönünde önemli mesafeler alındığını belirten Keleş, Ankara’da yakalanan sanıkların sorgulanmaları sonucunda Bahriye Üçok, Muammer Aksoy, Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı cinayetlerinin çözüldüğünü söyledi.
Umut iddianamesiyle Türkiye’de son 12 yıldır işlenmiş 22 suikastın aydınlatıldığı vurgulandı. Aydınlatılan eylemler, sanıkları, gerekçeleri ve azmettirici İranlıların adlarıyla iddianamede yer aldı. İddianameye göre, Uğur Mumcu laik kesimin temsilcisi olduğu için öldürüldü. Suikastin sanıkları olarak Ferhan Özmen, Necdet Yüksel ve Oğuz Demir işaret edildi.
-
7 OCAK 2002
Uğur Mumcu suikastının da aralarında bulunduğu 22 olayı kapsayan Umut Operasyonu davasında yargılanan Ferhan Özmen, Necdet Yüksel ve Rüştü Aytufan hakkında idam cezası verildi. Diğer sanıklar, çeşitli hapis cezalarına çarptırıldı. Savcı Hamza Keleş’in iddianamede 9 idam istediği davada mahkeme, sadece 3 sanık için idam kararı verdi.
17 MART 2003
Umut Operasyonu Davasının bozmadan sonra görülen duruşmasında, “Umut Operasyonu” kapsamında cinayeti araştırılan bir başka isim Muammer Aksoy’un öldürüldüğü yerde bulunan mermi kovanlarına ilişkin çelişkinin giderilmesi için söz konusu tutanağı tutan polis memurları dinlendi.
16 NİSAN 2003
Duruşmada, “Umut Operasyonu” kapsamında yargılanan Ferhan Özmen ile olay tarihi öncesi kargo şirketinde çalışan Gülay Çalap yüzleştirildi. Tanık aradan geçen uzunca süre nedeniyle tanımasının mümkün olmadığını söyledi.
-
7 HAZİRAN 2004
5190 sayılı yasa ile 2845 sayılı DGM’leri kanunu yürürlükten kaldırıldığı için dava dosyası yeni kurulan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ne devredildiği için adı geçen mahkemece açıldı. Böylece dava dosyasına bakan heyet ve savcı bir kez daha değişmiş oldu. Bakanlığa yazılan yazı cevaplarının beklenilmesine karar verilerek duruşma 04.08.2004 gününe ertelendi.
26 KASIM 2004
Esas hakkındaki savunmalarını yapan bazı sanıklar, yeni Türk Ceza Kanunu’nda yer alan lehlerine değişikliklerin göz önüne alınarak tahliyelerine karar verilmesini istediler. Cumhuriyet Savcısı, tüm tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini istedi. Mahkeme heyeti duruşmaya verdiği kısa aranın ardından suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve yeni Türk Ceza Kanunu’nda lehlerine düzenlemeler göz önüne alınan Yusuf Karakuş, Abdulhamit Çelik, Muzaffer Dağdeviren, Fatih Aydın ve Mehmet Şahin’in tahliyelerine karar vererek, duruşmayı erteledi. Böylelikle davada tutuklu olarak sadece, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanan sanıklar Ferhan Özmen, Hasan Kılıç, Mehmet Ali Tekin, Ekrem Baytap kaldı.
-
10 HAZİRAN 2005
Görülen duruşmada, savcılık makamı esas hakkındaki mütalaasını okudu; Buna göre sanıklardan; Ekrem BAYTAP ve Ferhan ÖZMEN’in 765 sayılı TCK’nun (eski kanun) 146/1 31,33,40 maddeleri gereği, Mehmet Ali TEKİN ve Hasan KILIÇ’ın 5237 sayılı TCK’nun (yeni kanun) 314/1,3713 sayılı Kanunun 5, 53 ve 63 maddeleri gereği, Abdül Hamit ÇELİK, Muzaffer DAĞDEVİREN, Fatih ALGÜN, Yusuf KARAKUŞ ve Mehmet ŞAHİN’in 5237 sayılı TCK nın 314/2, 53 , 63 ve 3713 sayılı yasanın 5.maddesi gereği, cezalandırılmalarını; Sanık Yusuf KARAKUŞ’un ve Muzaffer DAĞDEVİREN’nin daha önceki mahkumiyetlerine ilişkin şartlı tahliyelerinin geri alınmasını, Ferhan ÖZMEN, Hasan KILIÇ ve Abdül Hamit ÇELİK’in sürücü belgelerinin geri alınmasını, 4959 sayılı yasadan (topluma kazandırma/pişmanlık yasası) faydalanmak yönünden talepleri olan sanıkların bu taleplerinin reddini, kamu adına talep etti. Sanık vekillerden; Ekrem BAYTAP vekili savunma için süre istedi, Mehmet ŞAHİN, Mehmet Ali TEKİN, Hasan KILIÇ vekili, Ferhan ÖZMEN vekilleri esas hakkındaki savunmalarını yaptılar. Sanıklardan Hasan KILIÇ ve Mehmet Ali TEKİN ile, Ekrem BAYTAP vekiline esas hakkındaki savunmalarını yapmaları için mehil verilerek duruşma 01/07/2005 tarihine ertelendi.
-
28 TEMMUZ 2005
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Ferhan Özmen’e ağırlaştırılmış müebbet, Ekrem Baytap’a 15 yıl hapis cezası verdi.
8 KASIM 2006
2000 yılında 2000/102 E.sayılı Umut Operasyonu Davası adı ile açılan dava, çeşitli aşamalardan geçirilerek Yargıtay 9.Ceza Dairesi’nin 2006/1554 E.2006/6101 K.sayılı kararıyla onandı. Olayın faili olarak bu davada yargılanan Necdet Yüksel yönünden daha önce kesinleşen karar, son kararın onanmasıyla, Ferhan Özmen yönünden de kesinleşti. Sanık Baytap’a verilen 15 yıl hapis cezası bozuldu. Diğer sanıkların ise Topluma Kazandırma Yasası’ndan yararlanamayacaklarına işaret edildi.
-
18 OCAK 2010
Ersönmez Yarbay: Mumcu suikastinin üstüne gitmemiz engellendi:
TBMM Uğur Mumcu Cinayetini Araştırma Komisyonu Başkanı Ersönmez Yarbay, Cumhuriyet gazetesi yazarı Uğur Mumcu’nun ölümünü araştırırken, adı konmamış fiili bir dirençle karşılaştıklarını söyledi. Yarbay, o dönemde Mumcu olayı ile ilgili ihmali bulunan yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunduklarını; ancak savcıların bir türlü harekete geçmediğini ifade etti. Yarbay, dönemin Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Başkanı, İçişleri Bakanı ve Emniyet Müdürü ile görüşme taleplerinin ise karşılanmadığını kaydetti.
-
3 ARALIK 2012
Mehmet Ağar: İhmal etmişiz
Uğur Mumcu’nun kızı Özge Mumcu, bianet’e verdiği beyanatta: “1994’te annem dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’a korumayla ilgili neden yazılı emir verilmediğini sorduğunda, Ağar, “İhmal etmişiz” yanıtını verdi. Nitekim güvenlik güçlerinin ihmali ile ilgili suç duyurusundan da bir sonuç çıkmadı.” dedi.
-
17 ARALIK 2013
Mumcu, Kışlalı, Aksoy ve Üçok’un öldürülmesinin de aralarında bulunduğu 18 ayrı olayı kapsayan operasyon sonucu açılan davalar birleştirilerek Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, 17 Aralık 2013’te, sanıklardan Mehmet Ali Tekin, Hasan Kılıç ve Ekrem Baytap’ı, ‘silahlı suç örgütü kurma ve yönetme’ suçlarından 12 yıl 6’şar aya, Abdulhamit Çelik, Fatih Aydın, Yusuf Karakuş, Mehmet Şahin ve Recep Aydın’ı da ‘silahlı suç örgütü üyesi olmak’ suçundan 6 yıl 3’er ay hapse mahkûm etti.
13 NİSAN 2014
Uğur Mumcu’nun ağabeyi Avukat Ceyhan Mumcu, Yargıtay 9’uncu Ceza Dairesi’nin “Umut Davası”ndaki kararını Akit için yorumladı. Mumcu, Uğur Mumcu suikastı ile Selamcıların bir ilişkisinin olmadığını Selam’ın sadece İslami bir düşünce akımı olduğunu söyledi.
10 NİSAN 2014
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy, Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı’nın öldürülmesinin de aralarında bulunduğu çok sayıda olayı kapsayan “Umut Davası”nda, yasadışı “Tevhid-Selam Kudüs Örgütü” ile “İslami Hareket Örgütü” yönetici ve üyesi 8 sanığa verilen hapis cezalarını onadı.
-
26 ARALIK 2016
Anayasa Mahkemesi, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy ve Ahmet Taner Kışlalı’nın öldürülmesine ilişkin 2000 yılında gerçekleştirilen “Umut Operasyonu” kapsamında “silahlı terör örgütü kurucusu ve üyesi olmak” suçlarından mahkum edilen Hasan Kılıç, Mehmet Şahin ve Yusuf Karakuş’un yeniden yargılanmasına karar verdi.
-
24 OCAK 2020
Özge Mumcu Aybars, babası Uğur Mumcu’nun 27’nci ölüm yıldönümünde Euronews Türkçe için bir yazı kaleme aldı. Aybars’ın yazısından dikkat çeken bazı bölümler şöyle:
“24 Ocak 1993, saat 13.08. Babam önden çıktı, annem arkasından. Kulakları sağır edecek bir patlama sesi geldi. Salon kapısındaki camlar titredi, vitrindeki fincanlar yerinden oynadı. 11 yaşındaydım, babamın evimizin önündeki Renault 12’si paramparça olmuş, patlamanın şiddetinden vücudu 2 metrelik duvarı aşmış, su deposunun karlı toprağına düşmüştü. Gözlüğü sağlam kalmış, ceketinin iç cebindeki kalem ortasından ikiye ayrılmıştı. Bu patlama hem kişisel tarihimizin hem de Türkiye tarihinin bir kırılma noktası olacaktı. Babamın cinayetini takiben 1993’te üst üste katliamlar yaşanacak ve 1993 yılı bazı çevrelerce “adı konulmamış darbe” olarak anılacaktı. Ancak kimin bu darbeyi yaptığını ve de kimin bu suçu işlediğini öğrenme şansımız hiç olmayacaktı.”
Mumcu’nun ölümünün 27’nci yılında, aracına bombayı yerleştirdiği bilinen Oğuz Demir hâlâ kayıp.
-
15 OCAK 2021
Uğur Mumcu, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok ve Ahmet Taner Kışlalı cinayetlerinin arkasındaki örgüt olan yasadışı Tevhid-Selam Kudüs Ordusu üyesi olmak suçundan yargılanan ve kırmızı bültenle aranan 3 sanığın, mahkemenin “tutuklanmama güvencesi” vermesinin ardından Türkiye’ye geldikleri, savunma yaptıktan sonra da beraat ettirildikleri ortaya çıktı.
-
23 OCAK 2021
Gazeteci Uğur Mumcu’nun katıldığı programlardaki konuşmalarının olduğu videolar, TRT’nin arşivinde yıllardır bulunurken, TRT sessiz sedasız Mumcu’nun görüntülerini kaldırdı.
-
6 MAYIS 2021
Mumcu cinayetine ilişkin Ankara Valiliği’ne yapılan ihbarda, firari sanık Oğuz Demir’in sahte kimlikle Türkiye’ye döndüğü iddia edildi. İhbarı araştıran Emniyet ise raporunda Demir’in adresini “Avustralya” olarak yazdı.
-
23 MAYIS 2021
Suç örgütü lideri Sedat Peker, Mumcu suikastıyla ilgili olarak eski polis şefi ve İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ı suçladı. Peker, şu ifadeleri kullandı:
“Uğur Mumcu, görüşüne katılırsınız katılmazsınız. Bence şehittir. Neden öldürüldü? Öldürüldüğü zaman yazdığı yazılara bakın. Terör bölgelerinde uyuşturucu tarlaları olur, satışları olur ve silah ticareti. Uğur Mumcu şehit ediliyor. Yanına ilk gelen kim? Katil en önce gelir Mehmet Ağar. Eşine diyor ki, “Ben buradan bir tuğla çekersem devlet aşağı iner.” Bu meşhur sözdür. Devletin içinde yaşayanlar bunu bilirler. Uğur Mumcu, temiz adam, saf adam, tek başına bir adam.”
-
Güldal Mumcu, Peker’in açıklamalarını şöyle değerlendirdi:
“Senelerdir Uğur Mumcu cinayetinin aydınlatılması için kim ne biliyorsa anlatsın, işin ucu kime dokunuyorsa dokunsun dedik. Bu görüşümüzü korumaya devam ediyoruz. Çekin tuğlaları yıkılsın, duvar altında kim kalırsa kalsın.”
-
Mumcu’nun kızı Özge Mumcu Aybars da Peker’in iddialarından sonra babasının konuşmalarından bir bölümünü sosyal medya hesabından paylaştı:
“Bir ülkede devletin güvenliği ile hukukun güvenliği eş anlamlıdır. Devlet güvenliği adına hukuk güvenliğinin ortadan kaldırılması, demokrasi ve hukuk devleti için ileride onarılmaz yaralar açar. Bu gibi dönemlerde daha soğukkanlı olunmasında sayısız yarar bulunmaktadır. Dikkatler, gazetelere ve gazetecilere değil, saldırgana ve saldırganın örgütüne çevrilmelidir.”