Cumhuriyet Halk Partisi ikili bir mücadelenin içinde bilindiği gibi. Bir yandan muhalefette olmanın mücadelesini veriyor, iktidar partisi ile güç dalaşında; diğer yanda kendi partisine yönelik hamleleri savuşturmanın derdinde.
Savuşturma hamlelerinin en önemlisi CHP’ye kayyum atanması riskini bertaraf etmek amacıyla bir önceki kurultayın şaibeli olduğu iddialarına tutunmayı engellemekti. Bu nedenle apar topar 6 Nisan tarihinde bir olağanüstü kurultay düzenleyerek ‘al sana şaibesiz kurultay’ demek için sıvandı kollar.
Parti içi muhalefeti bol CHP’de halen çatlak sesler çıksa da şöyle bir yoklanan nabız da gösterdi ki, olağanüstü kurultayın çok adaylı olması delegelerden destek görmedi. Hatta herkes ‘bu işi bir an önce bitirelim de partimize yönelik saldırılarla mücadeleye dönelim’ derdinde.
Tam da bu nedenle olabildiğince küçük bir salon tercih edilmiş kurultay için. İçeriye sadece delegeler ve birkaç görevli sığabilecek. Alan öylesine küçük ki, basın mensuplarının kurultayı takip etmesi için salona girmesi dahi mümkün olmayacak. Basına salonun dışında bir alan ayrılacak ve buraya kurulu ekranlardan kurultay takip edilecek.
Nasıl diyeyim, salonda nişan yapmak yerine aile arasında evinin salonunda yüzük takmak gibi olacak. Olsun, bitsin, yasak savılsın gibi bir niyet…
Bu kurultayın da öyle çok adaylı, anlı şanlı CHP kurultaylarından olmasına yönelik hevesleri olanlar da vardı elbette.
Hatta iddialar Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden aday olacağı yönündeydi, adaylık için 550 ıslak imzanın toplandığı yönünde kulisler yayılmaya çalışıldı siyasetin kaotik sokaklarında. Sonunda Kemal Kılıçdaroğlu’ndan bugün gelen bir açıklama ile kendisinin kurultayda aday olmayı hiç düşünmediğini, hatta bir süredir tatilde olduğu için kurultay daveti alıp almadığını dahi bilmediğini, kendisine bir davet gönderilmişse kurultaya katılabileceğini öğrendik.
Kılıçdaroğlu’nun açıklamasının nüktedan kısmında kendisi için toplanan imzaların 600’ü bulması durumunda adaylığı düşüneceği yönündeki iddialara dair söylediği; “Az söylemişler. Madem istemişim niye az olsun, şöyle 750-800 olsaydı bari… Az demişler, 800’ü geçseydi…” sözleri de kendisini destekleyenlere yönelik enteresan bir tavır içeriyordu.
Tüm bu gelişmelerle birlikte birkaç gün önce CHP Bursa İl Binasında düzenlenen toplantı da bahsettiğim durumun özetini verdi aslında. Kurultay delegelerinin katıldığı toplantıda kurultay öncesi gelişmeleri değerlendirmek için bir araya gelinmişti. Toplantının ev sahibi CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş oldu.
Kulislere yansıyan ayrıntılarına gelecek olursak, delegenin ezici bir çoğunluğunun Genel Başkanlığa ikinci kez aday olan Özgür Özel’i desteklediğini söylemekle başlayabiliriz.
Parti içi çalışmalar başlığında değerlendirebileceğimiz Parti Meclisi adaylıkları da toplantının bir diğer önemli gündem maddesiydi.
Bundan önceki kurultayda da Bursa’nın parti meclisinde temsiliyetinin yüksek olması için şehrin adaylarının desteklenmesine yönelik önerileri olmuştu Yeşiltaş’ın. Bu kurultay için de Bursa’dan aday olacak tüm isimleri genel merkeze sunacağını ve ayırım yapmaksızın Bursalı adaylara oy verilmesi için çağrı yapacağını belirtmiş CHP Bursa İl Başkanı.
Bu bilgiler Bursa için son derece önemli, zira şöyle bir nabız yoklayıp kendisine yönelik tepkilerin çok sert olduğunu gördükten sonra aslında böyle bir niyetinin olmadığını nüktedan bir dille anlatarak kurultay yarışında zaten hiç olmadığını vurgulamayı tercih eden CHP Geçmiş Dönem Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun son açıklamalarının ardından yarışın genel başkanlık makamından parti meclisi üyeliklerine kaydığını söylemek mümkün.
Bursa’nın siyaset arenasında giderek güçlendiği düşünülürse bu kurultayda Bursa’dan çok sayıda isim PM’ye aday olacak diyebiliriz.
Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nu son dönemin Bursa siyasetinin güçlü isimlerinden biri olarak PM’de görme ihtimalimiz yüksek. Orhan Sarıbal da Genel Başkana rağmen listeyi delebilecek güçte bir diğer isim.
Aile arasında nişan takmak gibi geçeceğini düşündüğüm CHP Olağanüstü Kurultayı da siyasetin tek gündemi değil ayrıca.
Bir yanda da her kesimin bir diğer kesimle yürüttüğü ve tüm diğer kesimlerden gizlemeye çalıştığı pazarlıklar silsilesi var. İşte bu pazarlıklar siyaset gündeminin sürekli değişiminin anahtarını da cebinde taşıyor.
Önümüzdeki günler çok daha hareketli geçecek gibi.
Hele bir şu aile arasındaki nişanı takalım da gerisine de sonra bakacağız…