Yasemin Güler
Yasemin Güler
e-posta: YAZARIN TÜM YAZILARI

Bayram gelmiş neyime…

Bayram gibi hissetmediğim bir bayram gününde kimler benim hissiyatımı paylaşıyor en çok bunu merak ettim.

Elbette bu ülkenin derdiyle dertlenen, hak, hukuk ve gelecek mücadelesinde haksızca gözaltına alınıp tutuklananların aileleri en çok da gencecik çocuklarının sadece protesto haklarını kullanmaları nedeniyle hapishanede olmasına bir anlam veremeyen ya da pek çok anlam yükleyen anne babalar benim gibi hissediyordur.

Eminim bugün onlar için bayram değil, kara zindan bir gün…

Bizim cephe zaten bugünün bayram havasında geçirilerek ülke gündeminin başka bir eksene kaydırılmasından çok endişeli. Hali hazırda buna zemin hazırlamak için pat diye, durup dururken, hali hazırda konuyla ilgili bir talep de yokken, üstelik içinde bulunduğumuz mevsim nedeniyle turizm dahi hareketlenmeyecekken bayram tatilinin 9 güne çıkarılması tam da buna işaret…

Artık o işaret edilen yolda yürümüyoruz…

Bayramı bayram gibi kutlaması gereken tek bir kanat var, iktidar kanadı.

Gözüm kulağım onlarda, nasıl bir bayram coşkusu içinde olacaklar diye…

İlginçtir AK Parti’nin Bursa’daki bayramlaşması da öyle bir bayram havasında falan geçmedi. Sessiz bir gerilim filmi edasındaydı gördüğüm kadarıyla salondaki atmosfer daha ziyade.

Konuşmalar sırasında ilk sözü AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan aldı.

“Demokrasi ve özgürlük kisvesiyle halkımızı provoke etmeye çalışan zihniyete inat her alanda küresel iddia ve itibar sahibi bir Türkiye ideali için 23 yıldır olduğu gibi her günümüzü hizmetle ve yatırımla dolu dolu geçirmeye kararlıyız. Karşımıza çıkan hiçbir engel bizi yolumuzdan alıkoyamayacaktır. Bursamız için, ülkemiz için, tüm gayretimizle üretmeye ve çalışmaya devam edeceğiz” dedi Gürkan.

Suya sabuna dokunmayan bir konuşmayla geçiştirdi günü.

Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz da çıktı kürsüye. Yalan yok, Oktay Başkanın pek çok hizmetini takdir eder, alkışlarım.

İşin o kısmı ayrı…

Belediyecilikte kamu hakkını kul hakkı olarak gördüğünü vurgulayan ve bu konuda sonuna kadar doğru konuşmuş olan Yılmaz, ülkenin yaklaşık 10 gündür ayağa kalkmış olmasına ilişkin;

Bir insanın iş üretmezse, fitne fesat üretir” diyerek bir giriş yaptı, fakat iş girişte kaldı, gelişme ve sonuç olarak ben yine Oktay Başkanı başarılı hizmetleriyle anmayı tercih ederim…

AK Parti Bursa Milletvekili Emel Gözükara Durmaz da ‘Türkiye yüzyılını birlikte inşa edeceğiz’ dedi, ancak ortada artık bir birlikten söz etmenin zorluklarına hiç değinmedi.

Gelelim ortamın gündeme ilişkin en tarafını belli eder cümleyi kuran siyasetçisine…

AK Parti MKYK Üyesi Önder Matlı, haliyle bir ticaret insanı olmasının verdiği algıda seçiciliğin de etkisiyle gündemine CHP’nin boykot çağrılarını aldı.

Bütün dünyanın yerli ve milli firmalarını pamuklara sararken, muhalefetin yerli ve milli firmaları hedef almasını şiddetle kınadığını söyledikten sonra;

“Bu firmalar millete mal olmuş kurumlardır. Bu firmalarda çalışan binlerce insanı hedef almanız kabul edilemez” dedi.

İşte mesele de tam olarak burada.

Bu firmalar millete mal olmuş değiller!

Millete mal olmuş olsalar millet olarak biz de bilirdik durumu.

Doğrusunu isterseniz, CHP’nin boykot listesindeki pek çok kurum ve ürün zaten benim şahsi boykot listemin en başında durduğundan hayatımda bir değişiklik yapmama dahi gerek kalmadı.

Haa… Yalana da gerek yok, annemi ATV’nin sabah kuşağı programlarında çıkan kim kime ne yapmış, kim kiminle kaçmış, kim kimi öldürmüş, kim kiminle aşk yaşamış minvaldeki programlarını izlememesi gerektiğine ikna etmek bir miktar sıkıntılı oldu.

Onun dışında bizim için tüm taşlar yerine oturdu.

Bence mantıklı yani…

Hani pek meşhur bir laf var; ‘Parayı veren düdüğü çalar’

Hatırladınız mı?

Biz bu bayram parayı verip düdüğü çalanlar olarak bayramı kutlamama kararı verdiğimizden ülkede kimse bayramı bayram gibi kutlamıyor…

Kapiş…

 

NOT: Gençlerin Mahmut abisi CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal’ın şu duyurusunu yapmak bence çok önemli.

Öğrenci gençleri ağır suçlularla aynı koğuşa koymak, cezalandırmak değil, göz göre göre mağdur etmektir!

Cezaevlerinde öğrenci statüsündeki gençlerin cinayet gibi ağır suçlardan hüküm giymiş kişilerle aynı koğuşlara konulması kabul edilemez! Bu durum, infaz güvenliğine ve insan onuruna açıkça aykırıdır.

Eğer bu gençler tahliye edilmeyecekse, en azından benzer statüdeki kişilerle aynı koğuşta kalmaları sağlanmalıdır. Bu hem cezaevi düzeni hem de kişisel güvenlik açısından zorunludur.

Adalet Bakanlığına çağrımdır; bu talep basit bir lütuf değil, infaz hukukunun gereğidir! Gençleri suç profiline uygun olmayan ortamlarda tutmak ileride telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açabilir.

Koğuş planlaması derhal gözden geçirilmeli, öğrenci gençler için güvenli koşullar sağlanmalıdır!”

 

 

 

 

 

 

 

HABERLER