Ülke genelinde protestolar devam ederken, 23 Mart itibariyle Ekrem İmamoğlu’na desteğini göstermek isteyenler, İmamoğlu’nu Cumhurbaşkanı adayı olarak görmek, Cumhurbaşkanı adayı olması durumunda kendisine oy vereceğini vurgulamak isteyenler sandık başında yerini aldı.
Gözlemlerime göre CHP’nin kemik kitlesinin dışında başka partilere üye olanlar, hatta siyasete uzaktan yakından ilgi duymayanlar da bu kez ‘bir oy bir oydur’ diyerek yöneldiler sandıklara.
Alışageldiğimiz bir seçimden bahsetmediğimiz için oy kullanılacak yerlerin nereler olduğunu öğrenmek vatandaş için zordu. CHP örgütü iletişim kanalları ile oy kullanma noktalarını birbirine duyurmaya çalıştı. Önceden duyurulan noktaların büyük bölümü de ‘valilik izninin iptal edilmesi’ nedeniyle başka alanlara kaydırıldı.
Ne kadar gözden uzak, ulaşılması sıkıntılı noktaya taşırsak o kadar iyi diye düşünüldü herhalde.
Yine de 15 milyon civarında oy kullanılması takdire şayan.
‘Bursa nasıl bir sınav verdi?’ sorusunun yanıtına gelince, en yüksek üye katılımının yüzde 96’lık üye katılımıyla Orhangazi’de gerçekleştiğini, en düşük üye katılımının yüzde 53’lük oranla Gürsu’da gerçekleştiğini söyleyebiliriz.
Bir hafta önce DSİ tarafından; ‘siz en iyisi bu yıl sebze ekmeyin, biz zeytin ağaçlarınızı kurtarmaya çalışacağız’ denilerek delirtilen çiftçinin kendisini yıllardır yok sayan merkezi hükümete bir çift lafı var anlaşılan.
Olaylar başladığından beri söylediğim noktaya geliyorum yine; mesele Ekrem İmamoğlu ve CHP boyutunu çoktan aştı. ‘Bugün ona yarın bana, yeter artık!’ diyenleri görüyoruz meydanlarda.
En çok da gençleri…
Ev gençlerini, iki üniversite bitirmiş işsiz gençleri, doktora yapmış kasiyer gençleri, üç yabancı dil bilen seyyar satıcı gençleri…
Yeri gelmişken söyleyelim, şimdiye kadar son derece sakin geçen Bursa eylemlerinde dün gece son derece şiddetli bir müdahale vardı.
Bir süredir neden en önde durmuyor diye eleştirilen CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş beş metre mesafeden gözüne tazyikli su sıkılması neticesinde yaralandı. Ciddi bir görme kaybı yaşıyor, durum kalıcı da olabilir.
Bursa Tabip Odası Başkanı Kadir Binbaş da son derece sert bir müdahale ile gözaltına alınmak istendi, bir süre alıkonularak serbest bırakıldı.
Geleceklerinin hesabını sormak için alana çıkan ve tek istedikleri adalet olan gençler, üzerlerine sıkılan tazyikli sularla yerlerde sürüklenerek yaralandı…
Gözaltılar mevcut…
İşin garibi İstanbul gibi bir provokasyon da yok işin içinde…
Yaşananların sadece apolitik vatandaşı endişelendirdiğini düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz…
Nefes yazarı Nuray Babacan, “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yapılan operasyon, CHP’ye yönelik sürdürülen hazırlıklar, muhalif medya, şirketler ve kişilerle ilgili baskı ve susturma girişimleri bir paket olarak servis edilirken, AK Parti kurmayları arasında gelişmelerden rahatsız olan, her kararı ekrandan öğrenmekten şikayet edenler var” diye yazdı aldığı duyumlara dayanarak.
Günün gelişmesi ise CHP’ye kayyum atanması girişimlerinin önünün kesmek için alınan olağanüstü kurultay kararına yönelik yine CHP içinden gelen olağanüstü kurultay iptal başvurusu oldu.
Simalar yabancı sayılmaz; Eski Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş, Levent Çelik ve Hatip Karaaslan.
Bir süredir bizim evde olurdu olmazdı diye devam eden tartışma ‘itiraz edilebilir’ diyen tarafın kazanmasıyla son buldu böylece.
Dilekçede, söz konusu olağanüstü kurultay çağrısının, 38. Olağan Kurultay sonucunda oluşan mevcut genel merkez yönetimi tarafından yapıldığı, usul ve esas hatalarıyla malul olduğu, o nedenle kurultayın sonuçları ve parti organlarının hukuken yok hükmünde bulunduğu tezi ileri sürülmüş.
“Bu soruşturma, kurultayın sadece hukuki değil, aynı zamanda ceza hukuku bakımından da sakatlandığını göstermektedir. Tüm bu nedenlerle mevcut Genel Merkez yönetimi yetkisizdir ve yaptığı kurultay çağrısı mutlak butlanla sakattır. Bu çağrı, parti tüzüğüne, siyasi partiler mevzuatına ve hukukun genel ilkelerine aykırı olup tam kanunsuzdur ve yok hükmündedir.
Bu itibarla 6 Nisan 2025 tarihinde yapılması planlanan 21. Olağanüstü Kurultay’ın yok hükmünde sayılması halinde yetkisiz organlarca geçersiz bir karar doğrultusunda kanunsuz olarak yapılmaya çalışıldığı dikkate alınarak, kurultayın iptaline ve seçim sürecine ilişkin işlemlerin durdurulmasına karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz” deniyor…
Olağanüstü kurultayın iptaline karar verilirse, CHP’nin başına partiyi yeni bir olağanüstü kurultaya götürmek üzere kayyum atanması gerekecek.
Hatırlarsanız, olağanüstü kurultay kararı açıklanmadan hemen önce kayyumun İlhan Kesici olacağı yönünde bilgiler sızmıştı merkezi hükümete yakın kanallardan.
Peki Bursa’da neler olacak?
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’e sorarsanız; “Elbette ki müfettişler gelip gelecektir. Periyodik inceleme son derece doğaldır. Bunu yirmi sene boyunca gördük, yaşadık. Ancak şu anda Bursa için o tür şey söz konusu değil. Zaten biz hizmetlerimizi hukuka yasalara uygun bir şekilde yapıyoruz” diyor kendisi.
Ben de diyorum ki; ‘Tüm işlemler hukuka uygun olarak yapılıyor olabilir, önemli olan yapılanların hukuk çerçevesinde değerlendirilip değerlendirilmediği!’
Endişe de burada başlıyor zaten…